Yalın Felsefenin ABC’si

Hepimiz biliyoruz ki; günümüz endüstrisinin en temel amaçlarından birisi, sistemlerini optimize ederek (eniyileyerek) minimum girdi ile maksimum çıktıyı elde etmektir. Bu amaca hizmet eden en önemli kavramlardan birisi yalın felsefe. Aslına bakılırsa yalın felsefe, II. Dünya Savaşı sonrası Japonlar’ın savaşın etkilerinden çabuk kurtulmak için geliştirdiği yöntemlerden oluşuyor. Çevrim sürelerini azaltmakta, üretim alanının kullanım oranını artırmada, kalitenin iyileştirilmesinde, üretim miktarını artırmada, stoklarda azaltmada ve işçi verimliliğini artırmada ciddi vaatlerde bulunan yalın felsefe, son yılların en popüler konularından biri. Ayrıca sadece imalat sektöründe değil; hizmet sektöründe de 5S gibi araçların uygulanabilirliği, bu konuyu daha da popüler hale getirdi. İlk başlarda Toyota’nın uyguladığı bu teknikler, şimdilerde şirketlerde bir çalışma kültürü haline geldi. 

Neden Bazı Kişiler “Çizginin Dışında”?

Dünyada en çok satanlar listesinde olan Malcolm Gladwell’in “Outliers” kitabını geçenlerde okudum. Bildiğiniz üzere, beğendiğim kitaplardan dipnotlarımı blogumda sizlerle paylaşıyorum. Bu yazımda bu kitap hakkında yazacağım. Kitaplardan çıkardığım notları paylaşırken bazen aslında kötü bir şey yapıyormuş hissine de kapılıyorum. Çünkü özetler, çoğu zaman okuyucuyu tembelleştiren ve kitabın aslından uzaklaştıran toparlamalar esasında. Ve belki siz kitabı okurken benim dikkatimi çekmeyen bir paragraftan veya belki bir satırdan önemli dersler çıkaracaksınız. Bu yüzden, siz yine de kitabı okuyun derim. 

ERASMUS Yazı Dizisi-5: Seyahat Hazırlıkları

Yazı dizisine istemeden ufak bir ara vermiş oldum. Çünkü oldukça yoğun ve bol maceralı süreçlerden sonra nihayet bu yazımı Erasmus programı ile geldiğim Macaristan’ın Debrecen şehrinden yazıyorum. Size bu yazımda yurtdışına çıkmadan önce ne tür hazırlıklar yapabileceğinizi anlatacağım. Öncelikle uçak biletinizi almanız gerekiyor. Bunun için skyscanner.com gibi siteleri kullanabilir; THY, Pegasus ve Wizzair gibi gideceğiniz destinasyona uçuşları olan tüm havayolu şirketlerinin teker teker web sitelerini ziyaret ederek fiyat araştırması yapabilirsiniz. Burada dikkat etmeniz gereken husus, bagaj hakkınızdır. İki tip bagaj hakkınız bulunuyor: check-in bagajı ve kabin bagajı. Kabin bagajı, uçağın içinde koltukların üstündeki raflara koyabileceğiniz bagajınız; check-in bagajı ise biniş kartınızı (boarding pass) aldığınız esnada uçağa gönderilmesi için teslim ettiğiniz bagajdır. Bazı havayolu şirketleri (THY gibi) belirli bir kilogram bagaj hakkı belirler ve uçak bileti fiyatına bagaj ücretini de otomatik olarak dahil eder. Ancak Wizzair ve Ryanair gibi ucuz havayolu şirketleri, ücretsiz olarak size sadece belirli ölçülerde bir çantayı kabin bagajı olarak götürebilmenize imkan verir. Bu yüzden ekstra ücret ödeyerek bir check-in bagajı satın almanız gerekir. Kaç kilogram bagaj hakkınızın olduğunu ve ebatlarının en fazla ne kadar olması gerektiğini mutlaka havayolu şirketinin web sitesinden öğrenmelisiniz.

ERASMUS Yazı Dizisi-4: Para İşlemleri

Gideceğiniz üniversitenin akademik takvimine göre artık derslerinizin ne zaman başlayacağını biliyorsunuz. Vizeniz de elinizde. Eğer Freemover (hibesiz) Erasmus Programı’ndan yararlanmıyorsanız, yani hibe alacaksanız; kendi üniversiteniz ile gitmeden önce yapmanız gereken sadece tek bir prosedür kaldı: Hibe sözleşmesi. Freemover olarak gidiyorsanız zaten Erasmus prosedürlerini vizeniz çıktığı anda bitirmiş oluyorsunuz. AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı tarafından yazı dizisinin ilk yazısında paylaştığım gibi gideceğiniz ülkeye ve öğretim dönemine bağlı olarak değişkenlik gösteren hibeniz, Euro hesabınıza yatırılacak. 

“Asla Yalnız Yeme”yenler

Keith Ferrazzi’nin “Asla Yalnız Yeme” adlı kitabını yakında okumuş ve kitapla ilgili bir yazı yazacağımı söylemiştim. Keith Ferrazzi, dünya çapında çok önemli bir yönetici ve danışman olmanın yanı sıra; samimi ve açık yapısı ile kitabı okurken sizi kendisine hayran bırakıyor. Tabi bunda yetiştirildiği kültürün de büyük etkisi var. Ancak ben, bu davranışların öğrenilebilir olduğunu düşünüyorum. 

ERASMUS Yazı Dizisi-3: Vize İşlemleri

İlk olarak ‘egzoz’un yazımı kadar çok karıştırılan büyükelçilik ile konsolosluk arasındaki farkı belirterek yazıma başlamak istiyorum. :-) Büyükelçi, bir ülkenin başka ülkelerdeki resmi temsilcisidir; iki ülke arasındaki ilişkileri düzenler. Konsolos ise, büyükelçiliğin denetimi altında ülkesinin ticari menfaatlerini koruyan ve diplomatik olmayan; vatandaş haklarının korunması ve noterlik gibi çeşitli resmi görevleri yerine getiren kişidir. Yani büyükelçilik binasının içinde bulunsa dahi vize işlemlerini konsolosluklar yapar, genel kültür olarak aklınızda bulunsun. Bu kısa dipnottan sonra artık pasaportunuz var ve kabul mektubunuz da hazırsa sıra geldi vize işlemlerine. Anlatmaya başlamadan önce vize sürecinin biraz çetrefilli ve ülkeden ülkeye oldukça değişken olduğunu söylemeliyim. Ben burada genel olarak istenen belgelerden bahsedeceğim. Bu yüzden mutlaka gideceğiniz ülkenin konsolosluğunun sitesinden vize başvuru şartlarını okuyup öğrenmelisiniz.

ERASMUS Yazı Dizisi-2: Sınavı Kazandınız, Ya Sonra?

Yazı dizisine ikinci kısmıyla devam ediyorum. Diyelim ki artık Erasmus öğrencisi olarak bir ülkeye gitmeye hak kazandınız. Bu süreçten sonra Uluslararası Ofis – Erasmus Bölüm Koordinatörünüz – Karşı Okulun Erasmus Koordinatörü döngüsünde oldukça zaman harcayacaksınız. Hemen Facebook’a girip “ABC University Incoming Erasmus Students 201X/201X″ şeklinde bir arama yapın, muhtemelen bir grupla karşılaşacaksınız. Bu gruba dahil olun, gideceğiniz ülke hakkında orada bulunanlardan detaylı bilgi edinmek adına oldukça faydası olacaktır. Sonra ilk işlem olarak karşı okulun gideceğiniz dönem açacağı dersleri inceleyerek kendinize ders seçmelisiniz. Bu listeye okulun sitesinden ulaşamadıysanız karşı okulun koordinatöründen mail ile isteyebilirsiniz; fakat burada hemen şunu eklemeliyim ki, çoğu okulun Erasmus koordinatörü maillerine cevap vermekte oldukça yavaş davranıyor. Bu yüzden sabırlı olmalı ve yılmadan nazik bir dille aralıklarla mail atmalısınız.

ERASMUS Yazı Dizisi-1: Nedir, Yararlanabilmek için Ne Gerekir?

Uzun süredir blogumu ihmal ettiğimin farkındayım. Ancak haklı sebeplerim var. :-)  Yoğunluğumun sebepleri; oldukça yoğun derslerim ve uğraştığım Erasmus prosedürleri. Bu zaman zarfında Erasmus süreci hakkında neredeyse hiç bilgim olmadığı için birçok sorun yaşadım. Bundan sonraki dönemlerde benim gibi bu programdan yararlanacak olan arkadaşların daha az sıkıntı yaşaması için bu yazı dizisinde, eğer büyük bir aksilik olmaz ise bahar döneminde yararlanmaya başlayacağım Erasmus Öğrenci Değişim Programı’ndan detaylarına kadar bahsedeceğim. Önceden uyarayım; tüm prosedürler, üniversiteden üniversiteye değişkenlik gösterebilir ama üç aşağı beş yukarı benzerdir. Bu yazı dizisini kendi başımdan geçen süreçlerden edindiğim deneyimler doğrultusunda yazacağım.

Markalaşma ve Sosyal Ağlar

İnternet, şüphesiz iletişim devrimini de beraberinde getirdi. Hatta internet hayatın öyle bir parçası haline geldi ki sosyal ağları takip etmeyenler kendilerini hayatı kaçırıyormuş gibi hissetmeye başladı. İnternet devrimi, sadece bireyler arası iletişimi değil; firmaların pazarlama iletişimini ve müşteri ilişkileri yönetimini de oldukça etkiledi. Zorlu rekabet, firmaları tüm mecralarda kullanıcılar ile etkileşim içinde olup bunu sürdürülebilir kılmayı mecbur hale getirdi. Kullanıcıların yazdığı ve çoğunlukla günlük dil kullandığı bloglar veya mikro-blog denilen Twitter türü siteler ile bilgi paylaşımı çığ gibi büyüdü. Bu bilgileri okuyan diğer kullanıcılara da bu mesajlarda kullanılan üslup, samimi geldiği için kullanıcılar arasında sanal bir güven bağı oluştu. İşini iyi yapan firmalar bu fırsattan istifade ettiler. Çünkü kullanıcıların tercihlerini, zevklerini ve beğenmediği şeyleri paylaştığı bu enformasyon denizi, hedef pazarı seçmek ve pazar konumlandırması gibi birçok konuda markalar için analiz yapabilme fırsatı tanıdı ve ağızdan-ağıza pazarlamada farklı bir boyuta geçildi.

İnovasyon, Hırsızlık ve Esinlenme

1884’te  Edison,  Sırbistan’dan Amerika’ya göçmen olarak gelen genç bir mühendisi doğru akım (DC) jeneratörünü geliştirmek için işe alır. Edison, ampulün mucidi olmasına rağmen elektriğin dağıtımı konusunda verimli bir yol bulamamıştır. Edison, bu genç mühendise, eğer elektriğin dağıtımında bir çözüm yöntemi geliştirirse 50.000 dolar ödül vereceğini söylemiştir. İşe aldığı bu genç mühendis de beklenmedik bir şekilde birkaç hafta içinde DC jeneratörünü geliştirip sorunu çözmeyi başarmıştır. Fakat iş parayı ödemeye gelince Edison’un cevabı şu olmuştur: “Sen Amerikan şakalarından hiç anlamıyorsun!” 

Arama
RSS
Beni yukari isinla