Kiracılar Nesli

Geleceğe yatırım yapmak ile anı yaşayarak deneyimlere yatırım yapmak arasında bir seçim yapmak isteseniz, hangisini seçersiniz? Onlarca ülke gezip görmüş, farklı kültürlerden birçok arkadaş edinmiş ve çeşitli hobilere sahip olmak mı; yoksa maaşınızın maaşınızın önemli bir kısmını kredi/borç ödemeye ayırmak veya yaşam standartınızı düşürerek çocuklarınız ve emeklilik günleriniz için birikim yapmak mı sizce daha önemli? Airbnb ile dünyanın herhangi bir yerinde ev kiralayabilir, Uber ile kazıklanma şüphesi taşımadan istediğiniz yere taksiyle ulaşım sağlayabilirken; neden hala toplum, ev ve araba sahibi olmayı başarı sembolü olarak görüyor? 

Gönül ister ki hem sosyal yaşantıdan hiç taviz vermeyelim, hem de birikim yapıp isteklerimizi karşılayalım. Ancak iktisadi açıdan da istekler sınırsız, kaynaklar kıt olduğundan çoğu zaman bu iki seçenekten birini seçmek zorundayız. Bu seçime karar vermek birden çok parametreye bağlı aslında, ancak bunlardan belki de en önemlisi, başarının ve mutluluğun kişiye göre tanımı. Fakat kişinin kendi başarı ve mutluluk tanımı da zamanla değişime uğruyor. 

Gerçekçi olup Türkiye özelinde konuşursak; 120 ay hatta 360 ay taksit ödemek istemiyor ve/veya arkanızda maddi olarak aile desteğiniz bulunmuyorsa, metropol şehirlerde güvenle oturabileceğiniz ya da merkezi ve iş yerinize yakın olan bir ev satın alma ihtimaliniz pek bulunmuyor. Yapılan yeni binaların büyük çoğunluğunu halihazırda varlıklı insanlar satın alıp bu evleri kiraya veriyor. Ev satın alamayanların kiralık evlere talebi artırması, yabancı yatırım ve göç gibi faktörler de kiraları gün geçtikçe yükseltiyor. Öte yandan, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde görülen geleceğe dair belirsizlik, mal sahibi olma dürtüsünü ortaya çıkarıyor.

Bu gibi çıkmazlar yüzünden; şu an 35 yaş ve altında bulunan nesil, ABD’de “kiracılar nesli” olarak adlandırılıyor. Yani artık genç kuşak, mal sahibi olmak yerine, mümkün olduğunca kiralamak istiyor. Çünkü yeni nesil, esnek olmak ve her duruma hızlı uyum sağlamak istiyor. Örneğin; yaşadığınız şehirde iş değiştireceksiniz ama geçmeyi düşündüğünüz iş yeri, şu anki iş yerinizden daha iyi fırsatlar sunmasına rağmen, sahip olduğunuz eve çok uzak ve bu yüzden işinizi değiştiremiyorsunuz çünkü konforunuzu bozup şu anki evinizi satmak veya şu anki evi kiraya verip kirada oturmak zor geliyor ve bu nedenle cazip teklifi reddetmek zorunda kalıyorsunuz. Yeni nesil, bu düşünce ile taban tabana zıt. “Kiracılar”, mal-mülk satın almak yerine deneyimlere yatırım yapıyor; bol seyahat ediyor, hobilerine vakit ayırıyor. Pasif ve yan gelir üretecek işlerle uğraşarak ya da kendi işini kurarak, herhangi bir işletmeden emekli olmak yerine, yeterli birikime sahip olunca kendini emekli etmeyi tercih ediyor.

Türkiye’nin toplum yapısı her ne kadar bireyi garantici olmaya ve buna bağlı olarak geleceğe yatırım yapmaya zorlasa da, değişen düşünce yapısının ve ekonomik koşulların, gençler üzerine etkisini yakın gelecekte daha çok hissedeceğiz.

 

 

Benzer Yazılar

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yazın

Su elementleri kullanabilirsiniz : <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Arama
RSS
Beni yukari isinla