“Asla Yalnız Yeme”yenler

Keith Ferrazzi’nin “Asla Yalnız Yeme” adlı kitabını yakında okumuş ve kitapla ilgili bir yazı yazacağımı söylemiştim. Keith Ferrazzi, dünya çapında çok önemli bir yönetici ve danışman olmanın yanı sıra; samimi ve açık yapısı ile kitabı okurken sizi kendisine hayran bırakıyor. Tabi bunda yetiştirildiği kültürün de büyük etkisi var. Ancak ben, bu davranışların öğrenilebilir olduğunu düşünüyorum. 

ERASMUS Yazı Dizisi-3: Vize İşlemleri

İlk olarak ‘egzoz’un yazımı kadar çok karıştırılan büyükelçilik ile konsolosluk arasındaki farkı belirterek yazıma başlamak istiyorum. 🙂 Büyükelçi, bir ülkenin başka ülkelerdeki resmi temsilcisidir; iki ülke arasındaki ilişkileri düzenler. Konsolos ise, büyükelçiliğin denetimi altında ülkesinin ticari menfaatlerini koruyan ve diplomatik olmayan; vatandaş haklarının korunması ve noterlik gibi çeşitli resmi görevleri yerine getiren kişidir. Yani büyükelçilik binasının içinde bulunsa dahi vize işlemlerini konsolosluklar yapar, genel kültür olarak aklınızda bulunsun. Bu kısa dipnottan sonra artık pasaportunuz var ve kabul mektubunuz da hazırsa sıra geldi vize işlemlerine. Anlatmaya başlamadan önce vize sürecinin biraz çetrefilli ve ülkeden ülkeye oldukça değişken olduğunu söylemeliyim. Ben burada genel olarak istenen belgelerden bahsedeceğim. Bu yüzden mutlaka gideceğiniz ülkenin konsolosluğunun sitesinden vize başvuru şartlarını okuyup öğrenmelisiniz.

ERASMUS Yazı Dizisi-2: Sınavı Kazandınız, Ya Sonra?

Yazı dizisine ikinci kısmıyla devam ediyorum. Diyelim ki artık Erasmus öğrencisi olarak bir ülkeye gitmeye hak kazandınız. Bu süreçten sonra Uluslararası Ofis – Erasmus Bölüm Koordinatörünüz – Karşı Okulun Erasmus Koordinatörü döngüsünde oldukça zaman harcayacaksınız. Hemen Facebook’a girip “ABC University Incoming Erasmus Students 201X/201X″ şeklinde bir arama yapın, muhtemelen bir grupla karşılaşacaksınız. Bu gruba dahil olun, gideceğiniz ülke hakkında orada bulunanlardan detaylı bilgi edinmek adına oldukça faydası olacaktır. Sonra ilk işlem olarak karşı okulun gideceğiniz dönem açacağı dersleri inceleyerek kendinize ders seçmelisiniz. Bu listeye okulun sitesinden ulaşamadıysanız karşı okulun koordinatöründen mail ile isteyebilirsiniz; fakat burada hemen şunu eklemeliyim ki, çoğu okulun Erasmus koordinatörü maillerine cevap vermekte oldukça yavaş davranıyor. Bu yüzden sabırlı olmalı ve yılmadan nazik bir dille aralıklarla mail atmalısınız.

ERASMUS Yazı Dizisi-1: Nedir, Yararlanabilmek için Ne Gerekir?

Uzun süredir blogumu ihmal ettiğimin farkındayım. Ancak haklı sebeplerim var. 🙂  Yoğunluğumun sebepleri; oldukça yoğun derslerim ve uğraştığım Erasmus prosedürleri. Bu zaman zarfında Erasmus süreci hakkında neredeyse hiç bilgim olmadığı için birçok sorun yaşadım. Bundan sonraki dönemlerde benim gibi bu programdan yararlanacak olan arkadaşların daha az sıkıntı yaşaması için bu yazı dizisinde, eğer büyük bir aksilik olmaz ise bahar döneminde yararlanmaya başlayacağım Erasmus Öğrenci Değişim Programı’ndan detaylarına kadar bahsedeceğim. Önceden uyarayım; tüm prosedürler, üniversiteden üniversiteye değişkenlik gösterebilir ama üç aşağı beş yukarı benzerdir. Bu yazı dizisini kendi başımdan geçen süreçlerden edindiğim deneyimler doğrultusunda yazacağım.

Markalaşma ve Sosyal Ağlar

İnternet, şüphesiz iletişim devrimini de beraberinde getirdi. Hatta internet hayatın öyle bir parçası haline geldi ki sosyal ağları takip etmeyenler kendilerini hayatı kaçırıyormuş gibi hissetmeye başladı. İnternet devrimi, sadece bireyler arası iletişimi değil; firmaların pazarlama iletişimini ve müşteri ilişkileri yönetimini de oldukça etkiledi. Zorlu rekabet, firmaları tüm mecralarda kullanıcılar ile etkileşim içinde olup bunu sürdürülebilir kılmayı mecbur hale getirdi. Kullanıcıların yazdığı ve çoğunlukla günlük dil kullandığı bloglar veya mikro-blog denilen Twitter türü siteler ile bilgi paylaşımı çığ gibi büyüdü. Bu bilgileri okuyan diğer kullanıcılara da bu mesajlarda kullanılan üslup, samimi geldiği için kullanıcılar arasında sanal bir güven bağı oluştu. İşini iyi yapan firmalar bu fırsattan istifade ettiler. Çünkü kullanıcıların tercihlerini, zevklerini ve beğenmediği şeyleri paylaştığı bu enformasyon denizi, hedef pazarı seçmek ve pazar konumlandırması gibi birçok konuda markalar için analiz yapabilme fırsatı tanıdı ve ağızdan-ağıza pazarlamada farklı bir boyuta geçildi.

İnovasyon, Hırsızlık ve Esinlenme

1884’te  Edison,  Sırbistan’dan Amerika’ya göçmen olarak gelen genç bir mühendisi doğru akım (DC) jeneratörünü geliştirmek için işe alır. Edison, ampulün mucidi olmasına rağmen elektriğin dağıtımı konusunda verimli bir yol bulamamıştır. Edison, bu genç mühendise, eğer elektriğin dağıtımında bir çözüm yöntemi geliştirirse 50.000 dolar ödül vereceğini söylemiştir. İşe aldığı bu genç mühendis de beklenmedik bir şekilde birkaç hafta içinde DC jeneratörünü geliştirip sorunu çözmeyi başarmıştır. Fakat iş parayı ödemeye gelince Edison’un cevabı şu olmuştur: “Sen Amerikan şakalarından hiç anlamıyorsun!” 

Müşteriyi Anlamak

Daha önceki yazımda girişimcilik konusundan ve biraz da inovasyondan bahsetmiştim. Ancak inovasyonu daha detaylı olarak ele almak gerektiğini düşünüyorum. Esasında inovasyon, müşterinin isteklerini anlamak ve bu istekleri karşılayacak ürün/hizmeti zamanında piyasaya sürebilmektir. Bir girişimin sürdürülebilir kılınması için de gerek şart, inovatif ve dinamik yapının şirkete adapte edilmesidir. Bu söylediklerim size imkansız gibi gelebilir. Ancak bu konuda başarısızlıkların yanı sıra birçok başarı öyküsü de mevcut. Şimdi bunlardan birkaçını inceleyelim.

Girişimcilik ve İnovasyon 101

Orta çağa kadar uzanan “entreprendere” yani iş yapan kökünden gelen girişimcilik, sektördeki fırsatları analiz ederek yeni ürün ya da iş fikri üretmek ya da mevcut bir hizmeti yenilikçi bir bakış açısıyla tekrar servis etme becerisi olarak tanımlanabilir. Fakat girişimcilik kavramı, girişkenlik ile oldukça fazla karıştırılmaktadır. Girişkenlik, kendi kendine iş, uğraş yaratabilme, bir işe hiç çekinmeden girebilme ve başkalarıyla kolayca ilişki kurabilme yeteneğidir. Girişimci ise, girişken özelliklere sahip ve bu özelliklerini ticari bir mal veya faydaya dönüştürüp bundan kâr sağlayabilen kişidir.  

Beden Dili ve Etkin Kullanımı

Şu ana kadar katıldığım beden dili eğitimlerinden ve okuduğum kitaplardan edindiğim bilgileri bu yazımda derlemeye çalışacağım. Beden dili konusunun ciddi anlamda giderek önem kazandığını ve ilköğretim-lise müfredatlarına da yakın zamanda dahil edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Peki neden beden dili önemli? Albert Mehrabian’ın araştırmasına göre; insanlar üzerinde söyledikleriniz %7, ses tonunuz ve konuşma tarzınız %38 ve beden diliniz ise %55′lik önem teşkil etmektedir. Yani yaşadığımız birçok iletişim sorununun ve bundan kaynaklı şiddet eğilimlerinin engellenmesinde beden dilini kullanma ve yorumlama oldukça önemlidir.

Visual Studio 2010 Form Uygulamalarıyla Görsel C# Derslerim-7

Derslerimizin 7. bölümünde 10. dersi paylaşıyorum.

10. derste; kullanıcının belirlediği bir süreden birer saniye düşerek kendini kapatma özelliğine sahip bir timer(zamanlayıcı) uygulaması ile birden çok string ifadeyi birleştirmeye yarayan concat komutu ile ilgili bir uygulama yaptım.

Arama
RSS
Beni yukari isinla